APM HAKKINDA

Ortadoğu Uzmanlığı

Ankara Politikalar Merkezi

Ankara Politikalar Merkezi (APM), 30 Ocak 2012 tarihinde kurulmuş olup; siyasi partilerden ve çıkar gruplarından bağımsız bir düşünce kuruluşudur. Veri odaklı analitik çalışmalarıyla stratejik açılımları ve toplumsal değişimleri inceler, farklı karar seçenekleri oluşturur, çözüm üretmenine destek olur. Sivil toplum düzeyindeki tartışmalara katkıda bulunur ve politika oluşturulmasına katılımcılığın gelişmesinde destek olmayı hedefler. Özel ve kamu kuruluşlarına, medya kuruluşlarına, kamuoyuna çeşitli şekillerde sunmayı amaçlar.

APM’nin temel amacı iç ve dış politika konularındaki uluslararası iletişimi güçlendirmek, fıkır ve çözüm üretiminde katılımcılığın gelişmesine destek olmaktır. Küresel arenada coğrafyamızdaki ülke ve halkarın düşünce ve önceliklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için gerekli faaliyetleri gerçekleştirmektir. APM bu amaçla uluslararası kamuoyunda, yazılı ve elektronik basında, düşünce kuruluşlarında, kanaat önderleri ve karar vericiler arasında yürütülen tartışma ve çalışmalara katkıda bulunur.

Ankara Politikalar Merkezi

Misyonumuz

APM, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu coğrafyadaki güçlü ve zayıf yanları, karşı karşıya bulunduğu fırsat ve riskleri değerlendirerek, yeni fikirler, yeni bakış açıları geliştirir ve karar alıcılara farklı strateji seçenekleri sunar. Ulusal ve uluslararası düzeyde sivil toplum aktörleri arasında işbirlikleri oluşturarak Ortadoğu ve Kafkasya coğrafyalarında barış ve demokrasi arayışlarına destek olmayı hedefler. APM, amaç ve ilkelerini paylaşan ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapar, var olan işbirliklerine destek olur ve gerektiğinde eşgüdümü sağlar..

Türkiye’nin ikili, bölgesel ve çok taraflı uluslararası ilişkilerinde kültürel, toplumsal, siyasal iletişim stratejileri geliştirmesine, stratejik iletişim faaliyetlerini icra etmesine destek olur. Bu çerçevede APM bünyesinde, bölgesel ve küresel anlamda Türkiye’yi ilgilendiren konular üzerine tartışmalar, bilgilendirme toplantıları, beyin fırtınaları, seminerler, paneller ve konferanslar düzenlenir. Bu kapsamda sağlanan karşılıklı bilgi akışı ile APM, Türkiye’nin dünya ile iletişim kanallarının açılmasını ve yararlı gördüğü mesajların iletilmesini sağlar, stratejik iletişimin geliştirilmesine yardımcı olur.

APM, bilgi ve analiz üretimine yardımcı olur. APM, toplumun ihtiyacı olan bilgiyi üretir, varolan bilgi yığınları içinde ihtiyaç duyulan bilgiyi seçer ve analiz eder. APM toplumun yararına olacak bilgi ve analiz ürünlerini yazılı ve elektronik medya kanalı ile paylaşır.

APM uzmanlarının ilgi alanları çerçevesinde danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Bu çerçevede APM kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara ve iş dünyasına düzenli sözlü bilgilendirme, düzenli yazılı raporlar, yayınlar. Seminer ve konferanslar şeklinde danışmanlık hizmetleri verir. APM, ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel ve profesyonel konferanslar, seminerler, çalıştaylar düzenler. APM, eğitim hizmetlerine yardımcı olur. APM kurum ve kuruluşlara siyaset, uluslararası siyaset, ekonomi, hukuk, toplumsal bilimler ve güvenlik alanlarında eğitim verir. Proje planlama, uygulama ve denetimi alanlarında destek olur.

Ankara Politikalar Merkezi ©

Logomuzun Anlamı

Ankara’nın tarihi sembolü çıpa olduğu için APM logosunu çıpa olarak benimsemiştir. Çıpa, emniyeti, huzuru ve umudu ifade eder. Medeniyetler kavşağı olan Anadolu’nun çok kültürlü geçmişini hatırlatır, herşeyin değişime uğradığı dünyada kararlılığın simgesidir.

Denize uzak, Anadolu’nun ortasında bulunan Ankara’nın sembolü neden denizcilikle ilgilidir?

Roma İmparatoru Gallienus (M.S. 218-M.S. 268) dönemine ait Ankyra sikkesi, Ankara adının çıpadan geldiği efsanesini yansıtıyor. Ankara, Frigler, Galatlar ve Romalılar tarafından gemi çıpası anlamına gelen ‘Aγκυρα’ (Klasik Yunanca’da ’Anküra’ okunur) olarak adlandırıldı. Bu ad, Latin harfleri ile Batılı kaynaklarda ‘Ankyra’ ve ‘Ancyra’ olarak yazılmıştır.

Ankara, Arap kaynaklarında ‘Beldei-el Selasil’, ‘Mamuriye’ ve ‘Ma’muriye-i Selâse’ olarak geçer. Selçuklularda ‘Zatül Selasil’, İlhanlılar döneminde ‘Engürü’ ve ‘Engüriye’, Osmanlı Devleti’nde ‘Engürü’ ve ‘Ankara’ adı kullanılmıştır.

M.S. İkinci yüzyılda yaşamış olan gezgin ve coğrafyacı Pausanias, çıpa efsanesinin daha eskiye gittiğini ve Ankara’nın Frig Kralı Gordios’un oğlu Midas tarafından kurulduğunu anlatır. ‘Ankyra’, Frigler zamanında önemli bir kentti. Pers İmparatorluğu’na giden kral yolu üzerinde bulunuyordu. M.Ö. 333’te Büyük İskender, III. Darius ile savaşmaya giderken ‘Ankyra’dan geçmiştir. Pausanias, gemi çıpası anlamına gelen ‘Ankyra’ adının, Frig Kralı Midas’ın bir demir parçası bulduğu yere gemi çıpası anlamına gelen ‘Anküra’ ismini vermesinden kaynaklandığını ve Kral Midas’ın kente adını veren çıpayı Zeus (Jüpiter) Tapınağı’nda sakladığını yazıyor. Efsaneye göre Kral Midas, bir rüya görür. Rüyasındaki ses, ona “Topraklarında hemen bir gemi çıpası ara. O çıpanın bulunduğu yere bir şehir kur, bu şehir sana mutluluk getirecektir” der. Bunun üzerine Kral Midas, adamlarını gemi çıpası aramakla görevlendirir. Ankara kalesinin bulunduğu yerde bir gemi çıpası bulunur ve oraya bir şehir kurulur. Çıpa, İkinci yüzyıldan itibaren sikkelerin üzerine işlenmiştir. Pausanias, ‘Midas Kaynağı’ adı ile bilinen ve üzerine öyküler yazılan su kaynağının ‘Anküra’da olduğunu yazar.

Bir başka efsaneye göre, M.Ö. 280-274 yıllarında Orta Avrupa Kelt kökenli Galatlar (Tektosaglar), M.Ö. 280’de Brennios komutasında, doğuya doğru yürüdüler. Macaristan ve Yunanistan’daki Delphi kentini yağmaladılar. İstanbul’un karşısındaki bir tepeye karargah kurarak, kenti tehdit ettiler. Galatların, kışı geçirdikleri bu tepe bu tarihten sonra ‘Galata’ olarak anılmaya başlanır. Doğu Romalılar, Galatlar’dan haraç ödemek ve İstanbul boğazını geçmelerine yardım etmek koşulu ile kurtulurlar. İstanbul boğazından Anadolu’ya geçen Galatları M.Ö. 274’de Bergama krallığı yener ve Orta Anadolu bölgesine sürer. M.Ö. 273’de Karadeniz’de Pontus kralı Mithridates, İstanbul boğazından geçerek Karadeniz’e giren Mısır donanmasına karşı savaşmak üzere daha önce anlaşma yaptığı Galatlar’dan yardım ister. Mısır donanması Sinop doğusunda karaya çıkar ve çoğunluğunu Galatların oluşturduğu Pontus ordusuna yenilir. Galatlar, Mısırlıların gemilerinden aldıkları çıpaları zafer belgesi olarak olarak alır. Pontus kralı Mithridates, kendisine yardım eden Galatlara Anadolu’da toprak verir. Galatlar kendilerine verilen bu topraklar üzerinde üç şehir kurarlar. Frigler tarafından kurulan Pessinus şehrinin bulunduğu yerde Nemeton. Trokmiler tarafından kurulan Tavion. Tektosaglar tarafından Frigya şehri bulunan yerde kurulan Ankyra. Testosaglar, yerleştikleri bu yeni yere ‘Ankyra’ adını verirler. Bu kelimenin anlamı ‘durduran-yol kesen’dir. Bu kelime, daha sonra gemicilikte kullanılarak gemi çıpası yani ‘Anchor’ anlamını alır.

Bir başka söylentiye göre Ankara kalesinin bulunduğu kayalık yerin görünümü gemi çıpasına benzetilir. Ancak esas olan, Galatların Karadeniz’den gelirken beraberlerinde Mısır gemisine ait çıpası getirmeleri ve yeni kente ad olarak vermeleriyle bağlantılıdır. Galatlar yeni yerleşim yerlerine kale de (Ankara kalesi) yaparlar.

Diğer bir efsaneye göre, Sibirya’da Baykal Gölü’nü Yenisey nehrine bağlayan Angara nehri ile Ankara’nın yakınındaki Ankara çayı arasındaki isim benzerliğine dayanarak ‘su’ kavramı ile Ankara arasında bir bağlantı olması gerektiği öne sürülmektedir.

Ankara adı ile ilgili bütün efsanelerin kökeninde su vardır. Bunun ana nedeni 1960’lı yıllara kadar Ankara’da iki yüz civarı çay, dere ve gölün bulunması, taban suyunun çok yakın olması olabilir.

Ankara’nın deniz ve çıpa ile ilgisi bu şehrin ilkçağlardan beri denizcilerin alışveriş yaptığı ana ticaret merkezi olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ankara, denizcilerin giysi ve uzun deniz yolculuklarında bozulmayan yiyecekleri toptan satın alabildiği bir merkez olmuştur. Ankara’nın kral yolu ve ipek yolu üzerinde olması bu şehrin ticaret merkezi olmasını sağlamıştır. Ankara’nın ticaret merkezi olması Osmanlı hazinesine Bursa’dan sonra en çok vergi veren şehir yapmıştır. Ankara’da tiftik keçisinden üretilen ‘Sof’ kumaşından yapılan hafif, yazın serin, kışın sıcak tutan ve rüzgar geçirmeyen giysiler denizcilerin gözdesi olmuştur. Beypazarı kurusunun da ilk çağlardan beri denizciler için üretildiği iddia ediliyor. İskoçya, İsveç, Danimarka ve İrlanda’da yapılan shortbread’in de ilk önce denizciler için üretildiği iddia ediliyor. Beypazarı kurusu da un, tereyağı, tarçın, tuz, süt ve maya ile yapılan bir peksimet türüdür. Odun fırınlarında pişirilir. Kolay taşınabilir, doyurucu ve uzun süre tazeliğini koruyabilen bir yiyecektir. Rutubetsiz ortamda kış boyunca saklanabilir. Beypazarı kurusu hacılara azık olarak da verildiği için ‘hacı kurusu’ da denilir. Beypazarı kurusunun adının kökeni muhtemelen Orta Asya kökenlidir. Orta Asya’da Türk kökenli halklar uzun süre bozulmayan un veya tuzlu yoğurdun kurutulması ile yapılan yiyeceklere ‘kurut’ adını veriyorlar.

ANKARA POLİTİKALAR MERKEZİ

Ortadoğu ve Asya uzman işbirlikleri